Hayata tehditkar bakmakta ne yarar olduğunu kavrayamamış ve de kavrulmuş mısır satın aldıktan sonra onu haşlayamamış bir toplum ferdidir.

09 Ağustos 2006

Bittiğini bilmenin ızdırabı seveni bir kez daha öldürür nefes aldığı her gün yeniden...

Hüzün çökerdi gecelerimize ...
Bedenlerimiz ne kadar dokunsa da birbirine,
Ruhlarımız bir o kadar giyinikti.
Dahada kötüsü hala bilmiyorum.
Aşk hangimizde daha silikti?

Paradoksia bünyemde bir ülke galiba

Sana seslenmeyi deniyorum,
Sesim kısılıyor...
Seninle nefes almaya hevesleniyorum,
Hevesim kursağımda...
Hayat sanki bir kabus gibi.
Sana koşupta senden uzaklaştığım her adımda...

08 Ağustos 2006

Düş-müş !

Dün düşümde düşünce, beni aldı bir düşünce
Sensizliğin sessizliğinde hasretin başıma üşüşünce
Beni aldı bi üşüme...
Sonrada tekrar koyup gitti düşüme.

Kelebeğin ömrü bir gün, sen onu bile yaşamadan öldün...

Sanki tek ayağı üzerinde bir güvercin
Gündüz gözüyle bile yalanlar söylerdin.
Dün düşündümde değerimi hiç bilmedin.
Hayatında sen kaybettin...

Kırık kanatlı kelebek,
Yazık ! Ömrü bir gün sürecek.
Gözyaşım düşmeden yere
O toprağa karışıp gidecek..

06 Ağustos 2006

Çıkmazlarda kayboluruz hayal dahi olsa...

Ben seni
Sen onu
O ölümü
Ölüm beni...

Kim kimi yalnız bırakabildi.
Sevgiyle hangimiz daha samimi.
Sanma ki son tükenişim senleydi.
Aşk İstanbul'un bir semti mi?

Hopelessness

Wellcome to the losers club
Under my authority
Nobody knows who is dying
Tell me about the celebrity...

05 Ağustos 2006

Karanlığa yakılan ilk ışıkta firara yeltenen asi düşünceler...

Kim biliyordu karanlık olduğunu hayatın yada kimin umurundaydı zaten herkes kendi rüyasını yaşamıyormu şaşırmadan tek noktasını...Tek potada eritilmiş kertenkele sürüsünün ortalama kuyruk kaybı kertenkele başına 1 dahi olsa gözyaşı kaybından boğulanlar bize felaket getirecek olabilirler.. O sebebten ışığa ne kadar ihtiyacımız varsa gözyaşlarımıza da o kadar ihtiyacımız var aslında...Ölen kertenkeleler bizim yada başkasının ne farkeder ...Sonuçta ölmek bizi yeniden halkeder.Değmeye kalplerimize ve aklımızın kurak tarlalarına keder ...

Aslında kertenkeleyi bu kadar içine sokmamak gerekirdi yazının..E nede olsa bi katliam izi aramıyoruz değil mi hayvan mezarlarında..

Hergün çepeçevre sarıldığımız insan çöplüklerinde çölleşen bilinçaltlarımızı buz gibi soğuk suyla yellemeye çalışırız hararetten helak olmasın diye...Ama kaçımızın umurunda insan olmaya çalışmak yaratılışımızın doğrultusunda...Kendini en iyi sayan milyonlarca türdeşimizden biri olarak sadece kendi egolarımıza ve çıkarlarımıza hizmet etmeyi uyanıklık sayarız ve kendi sözümüzün dinlenmesini ve dediğimizin yapılmasını şart koşarız karşılık vermeksizin..

"Acaba" sözcüğünü imajının ardına kaybolma endişesi dışında yerleştirememiş standart kertenkeleler için sonuçta hiç olmak önemsizdir.Fakat aydınlanmışsa mahlukat kertenkele olsa kaç yazar insan olsa kaç yazar...

Yazıya başlarken kertenkelelerin bu kadar bilinçaltımı meşgul ettiğinden habersizdim.Ama madem her korktuğunda kuyruk düşürür yada tutulduğunda , bana da şunu hissettirir...Düşününce biraz , her sıkıştığında arkadaşını satan aslında arkadaşından çok yaratılışında armağan edilen kişiliğini peşin fiyatına bozduran "müsvette-i insan"ların kertenkelelerden daha çok saygı haketmediğini anlamaktayım galiba..

Amaaaan neyse garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar bu kadar yazı yazmaktan benim devrelerim yanar...Aleme saldırmadan kendimi zaptetmekte fayda var...

Efendim saygılar ve selamlar...

İyi bakın ve iyi davranın kendinize...