Hayata tehditkar bakmakta ne yarar olduğunu kavrayamamış ve de kavrulmuş mısır satın aldıktan sonra onu haşlayamamış bir toplum ferdidir.

26 Mayıs 2010

Gece gece ...

Bilemiyorum kaç şehir eskittim arkamda
Ama bir tek senin nefes aldığın aklımda...
Düşüncelerimin memleketi bile ora...
Ya da sende tutsak kalmışlar bir soluk boşluğunda...

22 Mayıs 2010

Geç kalmak gerek vaktinden önce...

Sen hep bana geç kalıyordun...
Ben sensiz yokuşlarda sancılı...
Heybemde hep güz biriktirdim...
Yağmursuz günleri bile acılı...

Düşünceme söz geçiremezdim,
Sana aitken...
Fısıldanır kulağıma masallar,
İçimde sen ölürken...

Asgari mutluluk üzerine kurulu askeri yalnızlık hallerinde....

Bir şarkının sözleri gibi hayat...
Hep simsiyah klipler çekilen,
İçinden F.D. geçen, hüzünlü,
Nedense hep mutsuz sonla biten...

Yüreğimde dizilen sevgi sözleri,
İçime attığımda beni inciten...
İkiye indirdim artık mevsimleri,
Güzü kışımı, kışı güzümü özlettiren...

Şimdi acılarım bile tatsız tuzsuz...sensiz...keyifsiz...

18 Mayıs 2010

Bol sıfırlar tüketmiş aylak nöbet saatlerinde...

Düşe kavuşan yalnızlıklar biriktirdim,
Düne karışan rüzgarlarla birlikte.
Her nefeste tükettiğim biraz bendim.
Birazda kullanılmış umut müsvetteleri arka ceplerimde...

Uzakta ve gelen...Her kimsen...Artık gelsen....

Sen ;
Kaç farklı şekilde anlatılabilirsen,
Bu kadar uzak ve bilinmezken,
O kadar varsın işte ...

Sen ;
Yanımda olan tek şeysin,
Mecburi gidilen,
Sınırlı nöbet yalnızlıklarımda ...

Sen ;
Üzerimdeki tedirginlik ve korku,
Yüzlerce kez yazılıp değiştirilen,
Sensizken, senle yaptığım
İlk kez konuşmalarında ...

Sen ;
Her gece kaybolup, her sabah yeşeren
Nemlenmeye yüz tutmuş
Boynu bükük umutlarda ...

Sen ;
Henüz tanışmadığım,
Her nerdeysen,
Elzem artık gelmen ...

Çünkü Ben ;
Boğulurum.
Gittikçe kesinleşen
Müebbet ıssızlıklarda ...